20 Ocak 2020 Pazartesi

Aşk'ın Gerçek Doğası


"Sen Aşk'ı," dedi Usta Toprak , çırağının parlayan gözlerine bakarak, "o yaşadığın gelgeç duygularda, o kalbinin tatlı çarpıntılarında yaşanılan bir şey mi sandın?"

Çırak sustu.

Usta devam etti: "Asıl Aşk, yaşanmaz. Ona sadece cüret edilir. Çünkü o, bir duygu değil, bir elementtir. Öyle bir element ki;

O, önce bir ATEŞ'tir; dokunanı yakar, ama aynı zamanda tüm saflıklarından arındırır.

Sonra bir ALEV'e dönüşür; tüm evreni aydınlatır, ama aynı zamanda gözlerini kör edebilir.

Ve en sonunda bir KOR olur; dışarıdan sönmüş gibi durur, ama içinde en büyük gücü, en yakıcı harareti barındırır. Ona dokunan, ya tamamen kül olur ya da onunla bir olur."

"Asıl Aşk," diye fısıldadı Usta, "taşınamayacak kadar YÜCE bir duygudur. Çünkü o, sahip olunacak bir şey değil, içinde yok olunacak bir şeydir."

"Peki," dedi çırak cesaretini toplayıp, "bunun bir örneği var mıdır?"

Usta gülümsedi. "Hiç, nefesin ölüme ulaşabilmek için yaşadığı o sessiz, o tek yönlü Aşk'ı düşündün mü? Nefes, bilir ki varoluşunun tek amacı, en sonunda o son 'verilme' anına, yani ölüme ulaşmaktır. O, ölüme aşıktır. Çünkü bilir ki, ancak kendini tamamen 'verdiğinde', kendini 'yok ettiğinde' asıl amacına ulaşacaktır. İşte gerçek Aşk budur: Sahip olmak değil, vazgeçmek. Almak değil, vermek. Yaşamak değil, ölmektir."

"Bilmediğimiz o kadar büyük gerçekler var ki..."

Ve anladım ki, Aşk, ancak ölüme bu kadar yakınken, ancak kendini yok etme pahasına yaşanırken, asıl sırrını fısıldar:

Aşk, ölümsüzdür.

Hiç yorum yok:

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...