26 Ekim 2019 Cumartesi

Doğmamış Bir Ruha Mektup

    

 

Sevgili Bebek Soylu,

Senin varlığını hissettiğim o andan itibaren aklımdan nelerin geçtiğini anlatmam mümkün değil. Ama o minicik kalbinin, benim kalbime hissettirdiği o devasa sıcaklığı ifade etmeye çabalayacağım.

Baban dünyaya geldiğinde, aramızda sekiz buçuk yaş vardı. (Ah evlat, biz kadınların şu yaş hesapları hiç bitmeyecek!) O zamanlar, evin tek çocuğu olmanın keyfini sürerken, sekiz yıl sonra onun ne işi olduğunu düşünüp dert yanmıştım. Çocuk aklımla, bana ait tüm hakları elimden aldığını, papucumun dama atıldığını hissetmiştim. Ta ki onu görene kadar... Hastaneden gelirken, ailemizin en değerli büyüğü Gülhan Halanın kucağındaydı. Onu kucaklamak istediğim o an, nasıl büyüdüğümü anlatamam. Kocaman bir abla olmuştum. O, benim biricik kardeşimdi ve hep öyle kaldı. İtiraf ediyorum, en çok onunla kavga ettim ama en çok da onu sevdim. Zamanla sevgim bir abla edasından çıkıp, bir anne şefkatine dönüştü. Ve o güzel anılarımızın en unutulmaz imzası, babanın bana küçükken "Dıdız" demesiydi. İşte hikaye böyle devam etti ve şimdi, seninle birlikte yepyeni bir yöne evriliyor.

Ben onu canımdan çok seviyorum desem, sözlerim yersiz kalır. Öyle çok seviyorum ki, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Annen ve baban ise, birbirlerini ilk seven, o küçücük yaşlarda ellerini sımsıkı tutup bir daha hiç bırakmayan iki koca çınar ağacı gibidir. (Bu satırları yazarken yine ağlıyorum...) O dünyalar güzeli annen, bizim o deli dolu kardeş kavgalarımızın arasında öyle masumca kalırdı ki... Benim gibi hırçın bir halan olduğu için şanslı mısın, şanssız mı, bilemedim şimdi! Ama o güzel annen, o masum kalbiyle biz iki deli yürekli kardeşi bile kendi ruhu gibi sakinleştirmeyi başardı. Sevgiyi, sert rüzgarlarla korumak yerine, denize yansıyan bir yakamoz gibi, o en güzel haliyle sarmalamak gerektiğini o öğretti bize.

Ve sonra sen geldin... Daha doğrusu, haberin geldi.

Hissettiğini biliyorum, sen benim en değerli hazinemin, kardeşim Yusuf'umun ilk bebeği olacaksın. Sevgi dolu annenin ilk heyecanı, ve benim için... Rahmetli babamın bizi terk ettiği o karanlık günden sonra hayatıma doğan en güzel umut ışığısın. Seni nasıl özledim, anlatamam. Sen, bu dünyanın her türlü haline karşı açılmış, tertemiz bir penceresin.

Geçen Haziran, Kabe'deyken senin için dua etmiştim. Allah her şeyi en iyi bilendir, ama ben senin haberinin yakınlığını hissediyordum. Öyle samimi bir kalple yalvardım ki Rabbime; rahmetli babamın en kıymetli evladı, kardeşim artık baba olma yaşına erişmişti, ona bu mutluluğu nasip et diye...

Sana birkaç küçük sır:

Baban, senin dünyaya geleceğini öğrendiği gün, annenle vitamin almaya giderken, arabayı saatte 20 kilometreden daha hızlı kullanamamış. Büyüyünce bu cümlenin ne demek olduğunu, bir babanın kalbinin nasıl attığını çok iyi anlayacaksın.

Annenin sesi hala kulaklarımda: "Üç aydır bebeğimden dolayı kusuyorum ama çok mutluyum. Allah'ıma şükrediyorum, bu mucize benimle birlikte. Babasından başka hiç kimseye aşık olmam diyordum ama bebeğimin ilk ultrason resmini gördüğüm an, ona da aşık oldum..."

İşte böyle sevgili Bebek Soylu. Sen, daha gelmeden, en büyük aşk hikayelerinin, en derin duaların ve en sarsılmaz umutların meyvesi oldun.

Hoş geldin ailemize. Hoş geldin kalbimize.

Sevgiyle,

Halan Yıldız Soylu

 

Not : Kardeşim ilk evladının ismine Rahmetli Babamızın ismini verdi .

 

Timur Soylu 

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...