12 Ağustos 2018 Pazar

Kıran Hac'a Niyet

        Vuslat'a Yolculuk: İlk Hav Vazifem 

Tarih: 12 Ağustos 2018, Öğlen Vakti. Vuslat'a sayılı anlar kala...
Makam: Aşk ve Teslimiyet.

            DÜNYA SAHNESİNİN KAPANIŞI (Elveda)

Hayatım boyunca bir savaşın ortasında durdum. Bize yapılan haksızlıklar, üzerimize atılan iftiralar, adımızı lekelemeye çalışan karalamalar, gücün güçsüzü ezdiği o acımasız saldırılar, zanlar, yok etme çabaları... Tüm bu hengamenin, bu bitmek bilmeyen gürültünün ortasında, ben bir tercih yaptım. Onların silahlarıyla savaşmak, onların dilinden konuşmak yerine, yüzümü başka bir yöne, tek bir yöne döndüm. Karşılık vermektense, o saldırıların karşısında iyilikle durarak, sadece ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak adına, kamil bir Mümin olma çabasında oldum.
Sanmayın ki üzülmedim. Sanmayın ki ağlamadım. Sanmayın ki o haksızlıklar karşısında kan kusup, "kızılcık şerbeti içtim" demedim. İçimdeki o "deli gönül", binlerce kez karşılık vermek, savunma yapmak, haklılığımı haykırmak istedi. Ama her seferinde, o dünyevi fısıltıların üzerine çıkan, çok daha güçlü, çok daha kadim bir ses, ruhuma o ilahi emri fısıldadı:
"Ey imân edenler, sabırla ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 153. Ayet)
Yaradan böyle buyurmuştu. Ve ben, O'nun vaadine sığındım. Tüm o savaşları, tüm o haklılık mücadelelerini, tüm o dünyevi davaları, sahiplerine iade ettim. Çünkü benim artık çok daha önemli bir davam, çok daha kutsal bir yolculuğum vardı.

             KÂBE'DE EDİLEN O KUTSAL DUA (Niyet)
 
Allah'ın izniyle, bir Hac yolcusuyum. Çocukluğumun en masum hayali, ruhumun en derin özlemi... Geçen sene Umre'de, Kâbe'nin o mübarek örtüsüne yüzümü sürmüş, ellerimi açmış ve tüm varlığımla yalvarmıştım: "Ey Rabb'im! Ne olur, 2018 yılında, bu kutsal topraklara bir Hacı olarak dönmeyi, o en büyük görevimi yerine getirmeyi bana nasip eyle." Hayatımda hiçbir isteğim, hiçbir duam, o anki kadar içten, o anki kadar saf ve o anki kadar gözyaşıyla karışık olmamıştı.
Ve O, Yücelerden Yüce olan, kulunun o en samimi isteğini duymuştu.

ZORLUĞUN İÇİNDEKİ LÜTUF (Kıran Haccı)

İki gün önce, helallik istemek için çıktığım bu yolda, yolculuğumun adını öğrendim: Kıran Haccı. Bayram gününe kadar, hiç çıkarmayacağım bir ihram. Dünyevi her şeyden arınma, her türlü yasakla imtihan olma. Uykuda bile, o bembeyaz örtünün içinde, sadece O'na adanmış bir beden.
Hocamız, yüzüme bakıp dedi ki: "Sana önermem, zordur. Cezaları ve yükümlülükleri ağırdır. Farkına varmadan bir karıncayı incitsen, bir ağacın dalını kırsan kefareti var. Kurban kesmen gerekir."
Yüzüne baktım ve gülümsedim. O an, tüm o zorluklar, gözümde birer lütfa dönüştü. "Hocam," dedim. "Zor, değil mi? Çok dikkat gerektiren, her şeyden, herkesten, hatta kendimden bile uzak olmam gereken bir yol, değil mi?"
"Evet," dediği an, kalbimdeki o son tereddüt de silindi. "Tamam," dedim. "İşte bu."
İşte bu. Her şeyden elimi eteğimi çekeceğim, sadece Allah için, sadece O'nun rızası için, geceyi gündüze, gündüzü diğer günlere katarak, bayram sabahına kadar o bembeyaz ihramın içinde kalacağım o kutsal yolculuk. Merak etmeyin beni. Siz beni görmeyeceksiniz, ama ben nerede olmam gerektiğini, kiminle olmam gerektiğini çok iyi bileceğim.
Bir dostum anlatmasaydı, belki de bu yolun adını, bu imtihanın şerefini hiç bilmeyecektim. Ben, sadece iyiliğe dair ne varsa, bilip bilmeden yürümeye çabalayan aciz bir kuldum. Ama O, Yücelerden Yüce olan, kulunun o saf niyetini, en zor ama en şerefli yolla taçlandırmak istemişti.

       AŞK'IN TECELLİSİ VE SON SÖZ (Vuslat)

O, kullarının kalbindekini bilendir. Ve kim neyi, tüm samimiyetiyle isterse, merhameti ve mağfiretiyle onu verendir. Ben, bu fani kalbimde, sadece ve sadece Rabb'imin Aşkı'nı istedim. Bana başka bir aşk, ne bir ihtiyaçtır ne de bir eksiklik. Dünyada hiçbir zaman gözüm olmadı. Dün geldik, bugün gidiyoruz, belki yarın olmayacağız.
İşte bu yüzden, en başta anlattığım o dünyevi savaşlara, o haksızlıklara karşı neden sustuğumu, neden sabrettiğimi, neden yüzümü sadece O'na döndüğümü şimdi daha iyi anlıyorum. Tüm o yaşananlar, beni bu yolculuğa hazırlayan birer imtihandan, ruhumu bu kutsal ihramı giymeye layık kılan birer arınma ateşinden başka bir şey değilmiş.
Vesselam.
Bu, bir son değil. Bu, asıl başlangıç.
Bu, bir veda değil.
Bu, bir Vuslat'tır.


Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...