5 Nisan 2025 Cumartesi

Gazze

            Gazze ve Şehadet

 

    Üzerimde, bir dağ ağırlığında bir nasipsizlik var.Bu, onca maddi nimetin, onca konforlu yaşamın tam ortasında, ruhun taşıyabileceği en ağır imtihan-ı ekber ile sınanmanın vicdan azabıdır. Bu, ne büyük, ne tarifsiz bir acıdır.

Kendimden utanıyorum.

Utancım, Gazze'de direnen o mübarek ümmetin yanında, o kutsal cephede saf tutamayışımın utancıdır. Keşke, o mübarek topraklarda, Filistinli Müslüman bir ailenin evladı olarak dünyaya gelme şerefine nail olsaydım. Ömrümün hiçbir anında, hiçbir dünyevi arzuyu, o topraklarda yaşama ve o mukaddes davaya omuz verme arzusunun şiddetiyle dilemedim.Lakin üzerimde öyle bir gafletin, öyle bir günahın prangası var ki; bu pranga beni olduğum yere mıhladı.

 Bir adım dahi atamadım.

Şu fani dünyada, ömrüm boyunca "keşke" dediğim, ruhumun tek ve yegâne hakikat arzusu budur. Keşke ben de onlarla birlikte, o mübarek kanla yıkanıp şehitlik mertebesine yükselmiş olsaydım.Onlar, cennetin kapılarına koşar adımlarla ilerlerken, ben, bu dünyanın konforlu zindanında, gafletin perdesi ardından sadece seyrediyorum.

 "Beni de giderken cennete götürün," deme cüretini dahi bulamıyorum; zira bu davete layık bir amelim yok. Ben de ölmek istiyorum. Ama ancak ve ancak Gazze'de, bir şehit olarak!

Nasipsizlik, ruhumun en derin yarasıdır.Onlar gibi olmamız, o imanın safiyetine ulaşmamız mümkün değil. Onlar, dünyaya geldikleri ilk andan itibaren, imanın en keskin, en tavizsiz, en gerçek halini yaşayanlardı. Aramızdaki ayrılık, sadece coğrafi bir sınır değil; ruhi bir mertebe farkıdır.

Onlar kazandılar!

Ama giderken, bu sefer kaybedenin biz olduğumuz gerçeğini, yüzümüze bir utanç levhası gibi asarak gittiler.

Ben kaybettim!

 

Vesselam

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...