19 Nisan 2017 Çarşamba

RAHMETLİ BABAMA HİTABEN...

 

Özledim seni...

O en güzel, o en hesapsız kalbini, Bana her baktığında dünyayı güzelleştiren, sorgusuz gözlerini, Ruhumu bir zırh gibi sarmalayan o devasa benliğini özledim.

Özledim seni...

Çünkü bilirdim ki ne olursa olsun, Dünya üzerime de yıkılsa, sen beni asla bırakmazdın. Korumaktan, kollamaktan ve ellerimi tutmaktan asla vazgeçmeyişini özledim.

Özledim seni...

Karanlığın ardında saklandığımda, Kaybolduğum her sokağın başında, Üşüdüğüm her sert rüzgârda... Seni bana hatırlatan her hatıranın sızısında özledim.

Özledim seni...

Hastalandığımda baş ucumda sabahlayışını, Gözyaşımı gördüğünde beni güldürmek için çırpınışını, Ben sana kızdığımda bile o asil suskunluğunu... Ve ne kadar yaş alırsam alayım, beni kalbinde hiç büyütmeyişini özledim.

Özledim seni...

Çatlamış toprağın suya olan o kadim hasreti gibi, Çiçek açmak için kışı devirip baharı bekleyen o yorgun ağaç gibi, Yetim kalmış bir evladın, dağına olan o dinmeyen özlemi gibi...

Ben Baba...

Ben!

Ben seni,

Sığamadığım bu dünyada çok özledim.

 

 

25/02/2015  Ölüm Tarihi


Yeniden Yenilenmek




         Yağmala yüreğim kendini, hiç bitmeyecekmiş gibi! Acıt... Acıtmak hafif kalır, her bir zerreni imtihandan geçir. Yık ve dök gönlünde ne varsa; Eskimiş ne varsa ateşe ver, küllerinden yeni bir hayat filizlensin.

En zorunu seçiyorum şimdi: Kendi sessizliğimde kaybolup, o dipsiz yokluğun içinde yeniden var olmak. Izdırap çekmekten kaçmadan, çekinmeden Kendi özünde, kendi hakikatinde YANMAK!

Korkmuyorum artık! Zaten bir gün toprakla bir olmayacak mı bu ten? Bunu bile bile, sonunu görerek devleşmek değil mi asıl gerçek? En derin yaramdan, en sarsılmaz gücümü doğurmak...

"Yorma kendini" dediler, dinlemedim; yordukça kendimi, özümü buldum. Yoruldukça olgunlaştım, her fırtınada biraz daha kök saldım. Ve o olgunluğun en güzel makamında; Sabretmeyi bir kale, umut etmeyi ise bitmeyen bir azık bildim.

Vazgeçmedim! Vazgeçmek nedir bilmeden, Daha iyiye, daha doğruya ve daha "ben" olana ulaşmanın telaşı sardı ruhumu.

Bak! Bugün güneş yine o eşsiz vaadiyle doğdu... Yine düştüm o en kıymetli derdin peşine: Her gün biraz daha "Yıldız" olmanın, yeniden yenilenmenin derdine...

Beni ben yapan sarsılmaz gerçek şudur: Her yenilginin ardından, toprağı yırtan bir başak gibi doğrulmak; Her yıkımın enkazından, daha mağrur bir ruhla ayağa kalkmak. En kutlu yolların sonu, en değerli niyetlerin varışı hep aynıdır: YENİDEN YENİLENMEK!

 

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...