Yağmala yüreğim kendini, hiç bitmeyecekmiş gibi! Acıt... Acıtmak hafif kalır, her bir zerreni imtihandan geçir. Yık ve dök gönlünde ne varsa; Eskimiş ne varsa ateşe ver, küllerinden yeni bir hayat filizlensin.
En zorunu seçiyorum şimdi: Kendi sessizliğimde kaybolup,
o dipsiz yokluğun içinde yeniden var olmak. Izdırap çekmekten kaçmadan,
çekinmeden Kendi özünde, kendi hakikatinde YANMAK!
Korkmuyorum artık! Zaten bir gün toprakla bir olmayacak
mı bu ten? Bunu bile bile, sonunu görerek devleşmek değil mi asıl gerçek? En
derin yaramdan, en sarsılmaz gücümü doğurmak...
"Yorma kendini" dediler, dinlemedim; yordukça
kendimi, özümü buldum. Yoruldukça olgunlaştım, her fırtınada biraz daha kök
saldım. Ve o olgunluğun en güzel makamında; Sabretmeyi bir kale, umut etmeyi
ise bitmeyen bir azık bildim.
Vazgeçmedim!
Vazgeçmek nedir bilmeden, Daha iyiye, daha doğruya ve daha "ben"
olana ulaşmanın telaşı sardı ruhumu.
Bak! Bugün güneş yine o eşsiz vaadiyle doğdu... Yine
düştüm o en kıymetli derdin peşine: Her gün biraz daha "Yıldız"
olmanın, yeniden yenilenmenin derdine...
Beni ben yapan sarsılmaz gerçek şudur: Her yenilginin
ardından, toprağı yırtan bir başak gibi doğrulmak; Her yıkımın enkazından, daha
mağrur bir ruhla ayağa kalkmak. En kutlu yolların sonu, en değerli niyetlerin
varışı hep aynıdır: YENİDEN
YENİLENMEK!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder