2 Haziran 2025 Pazartesi

2025 !

      Ruhun Sessizliği ,

    

       Kur'an-ı Kerim, insanoğlunun varoluşundan kıyamete dek sürecek olan hayat serüveninde, Helal ve Haram'ın sınırlarını kesin bir dille çizer ve yaşamın tüm inceliklerini bu temel üzerine inşa eder. Sünnet ise, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) mübarek hayatıyla bu ilahi beyanı ete kemiğe büründürmüş, en kamil manada tamamlamıştır.

 

Her birey, bu dünyadaki imtihanında kendi sorumluluk payını omuzlanır; bu yolda atacağı her adımın, varacağı her durağın hesabını bizzat kendisi verecektir. Ancak tüm bu bilinenlerin ötesinde, idrak perdemizi aşan, bu fani alemde sırrına vakıf olmamızın imkansız kılındığı mutlak bir hakikat mevcuttur: Tövbe kapısının ardındaki ilahi hüküm.

 

Cenab-ı Hakk'ın, bir kulunun nedametini kabul edip etmediğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bu belirsizlik girdabında, sarsılmaz bir umutla O'nun rahmetine sığınırız. Belki de bizi umuda bu denli sıkı sarılmaya iten asıl sebep, onun zıddını, yani reddedilişin o kahredici ihtimalini aklımıza dahi getirmeyişimizdir. Bu tek yönlü iyimserlik, bizi günahın cazibesine karşı savunmasız bırakarak yanılgıya mı sürüklüyor? Affedilme beklentisi, bizi ilahi sınırlara karşı cüretkar mı kılıyor?

 

Peki ya affedilmez ve ilahi adaletin tecellisiyle cezalandırılırsak? O vakit, Cehennem'in o dehşet verici azabını göze alabilecek miyiz? İşte bu derin tefekkür okyanusunda kulaç atarak bugüne eriştim.

 

Affedilip affedilmeyeceğimi bilemem; zira bu, yalnızca Allah'ın (c.c.) katında verilecek bir karardır. Yüküm ağır, boynum bükük. Huzurunda secdeye kapanıyor, yalnızca Sana boyun eğiyorum, Ya Rabbim. Senden gelecek her lütfa da, her kahra da razıyım. Çünkü ben, Senin aciz bir kulunum.

AMİN

RABBIL ALEMİN


Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...