Kalemim ve Ben
Önce ellerim tanıdı onu,
Sonra harfleri bir bir dizdim yan yana.
Heceler kelime oldu, kelimeler cümle…
Ve cümleler, içimde susturduğum her şeyin sesi oldu.
Kalemim, benim en sessiz sırdaşımdı.
Onunla konuştum, ona haykırdım.
Sayfalara hırçınlığımı kazıdım,
Sevincimi, hüznümü, özlemimi anlattım.
Mürekkebi, damarlarımdaki kan gibiydi.
Büyüdüm…
Ve ben büyüdükçe daha sıkı sarıldım ona.
En çok da öfkemi yazdım, anlasınlar diye.
Anlamadılar.
Kırdılar kalemimi.
Yıllar geçti… Sessiz, mürekkepsiz, kimsesiz yıllar.
Sonra bir dokunuş…
Unuttuğum o eski dostu yeniden elime tutuşturan sihirli bir el.
Kalemimi elime aldığım an, sadece konuşmak yetmedi ona.
Haykırmak istedi.
"Saçma deyin, basit deyin, ama duyun beni!" diye bağırmak istedi.
Anlatılmaktı tek derdi, onca suskunluğun hatırına.
Bu defa ben kıyamadım ona.
Kıramadım kalemimi.
Çünkü o benim kırılmış parçalarımdı.
