Sevgili Bebek Soylu,
Senin varlığını hissettiğim o andan itibaren aklımdan
nelerin geçtiğini anlatmam mümkün değil. Ama o minicik kalbinin, benim kalbime
hissettirdiği o devasa sıcaklığı ifade etmeye çabalayacağım.
Baban dünyaya geldiğinde, aramızda sekiz buçuk yaş vardı.
(Ah evlat, biz kadınların şu yaş hesapları hiç bitmeyecek!) O zamanlar, evin
tek çocuğu olmanın keyfini sürerken, sekiz yıl sonra onun ne işi olduğunu
düşünüp dert yanmıştım. Çocuk aklımla, bana ait tüm hakları elimden aldığını,
papucumun dama atıldığını hissetmiştim. Ta ki onu görene kadar... Hastaneden
gelirken, ailemizin en değerli büyüğü Gülhan Halanın kucağındaydı. Onu
kucaklamak istediğim o an, nasıl büyüdüğümü anlatamam. Kocaman bir abla
olmuştum. O, benim biricik kardeşimdi ve hep öyle kaldı. İtiraf ediyorum, en
çok onunla kavga ettim ama en çok da onu sevdim. Zamanla sevgim bir abla
edasından çıkıp, bir anne şefkatine dönüştü. Ve o güzel anılarımızın en
unutulmaz imzası, babanın bana küçükken "Dıdız" demesiydi. İşte
hikaye böyle devam etti ve şimdi, seninle birlikte yepyeni bir yöne evriliyor.
Ben onu canımdan çok seviyorum desem, sözlerim yersiz kalır.
Öyle çok seviyorum ki, nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Annen ve baban ise,
birbirlerini ilk seven, o küçücük yaşlarda ellerini sımsıkı tutup bir daha hiç
bırakmayan iki koca çınar ağacı gibidir. (Bu satırları yazarken yine
ağlıyorum...) O dünyalar güzeli annen, bizim o deli dolu kardeş kavgalarımızın
arasında öyle masumca kalırdı ki... Benim gibi hırçın bir halan olduğu için
şanslı mısın, şanssız mı, bilemedim şimdi! Ama o güzel annen, o masum kalbiyle
biz iki deli yürekli kardeşi bile kendi ruhu gibi sakinleştirmeyi başardı.
Sevgiyi, sert rüzgarlarla korumak yerine, denize yansıyan bir yakamoz gibi, o
en güzel haliyle sarmalamak gerektiğini o öğretti bize.
Ve sonra sen geldin... Daha doğrusu, haberin geldi.
Hissettiğini biliyorum, sen benim en değerli hazinemin,
kardeşim Yusuf'umun ilk bebeği olacaksın. Sevgi dolu annenin ilk heyecanı, ve
benim için... Rahmetli babamın bizi terk ettiği o karanlık günden sonra
hayatıma doğan en güzel umut ışığısın. Seni nasıl özledim, anlatamam. Sen, bu
dünyanın her türlü haline karşı açılmış, tertemiz bir penceresin.
Geçen Haziran, Kabe'deyken senin için dua etmiştim. Allah
her şeyi en iyi bilendir, ama ben senin haberinin yakınlığını hissediyordum.
Öyle samimi bir kalple yalvardım ki Rabbime; rahmetli babamın en kıymetli
evladı, kardeşim artık baba olma yaşına erişmişti, ona bu mutluluğu nasip et
diye...
Sana birkaç küçük sır:
Baban, senin dünyaya geleceğini öğrendiği gün, annenle
vitamin almaya giderken, arabayı saatte 20 kilometreden daha hızlı
kullanamamış. Büyüyünce bu cümlenin ne demek olduğunu, bir babanın kalbinin
nasıl attığını çok iyi anlayacaksın.
Annenin sesi hala kulaklarımda: "Üç aydır bebeğimden
dolayı kusuyorum ama çok mutluyum. Allah'ıma şükrediyorum, bu mucize benimle
birlikte. Babasından başka hiç kimseye aşık olmam diyordum ama bebeğimin ilk
ultrason resmini gördüğüm an, ona da aşık oldum..."
İşte böyle sevgili Bebek Soylu. Sen, daha gelmeden, en büyük
aşk hikayelerinin, en derin duaların ve en sarsılmaz umutların meyvesi oldun.
Hoş geldin ailemize. Hoş geldin kalbimize.
Sevgiyle,
Halan Yıldız Soylu
Not : Kardeşim ilk evladının ismine Rahmetli Babamızın
ismini verdi .
Timur Soylu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder