Bugün, bir duygumu daha rafa kaldırdım.
Kalbimin en değerli, en masum duygusunu... Sonsuz Güveni.
Onu, özenle katlayıp, ruhumun o tozlu arşivindeki yerine yerleştirdim. Çünkü
yoruldum. Yüzüme sunulan o sahte gülümsemelerden ve hemen ardından, ardımdan kazılan
o karanlık kuyulardan yoruldum. Güven, artık tehlikeli bir lükstü.
Sonra, o tozlu rafların arasında biraz daha gezindim. Orada,
bir başkasını daha gördüm: Koşulsuz İnanmak. Onu da oraya ben saklamıştım.
Çünkü anlamıştım ki, her şey bir menfaat üzerine kuruluydu. Bu çarkın nasıl
döndüğünü ne anlayabildim, ne de bundan sonra anlam vermeye niyetim var.
Anlamak, onlar gibi olmak demekti belki de. Ben anlamamayı seçtim.
Ve bugün, cesaret edip ardıma baktım.
O tozlu rafların arasında neler vardı neler... Sadece güven
ve inanç değil; oradaydı hepsi. Bir zamanlar uğruna her şeyi yapabileceğim
sevgilerim, geceleri beni uyutmayan hayallerim, en karanlık anlarda sığındığım
umutlarım... Oradaydı; omuz omuza yürüdüğüm dostluklarım, kahkahalarla güldüğüm
arkadaşlarım, canımdan bildiğim yakınlarım... Bir bir kaybettiğim tüm
inandıklarım, hepsi o tozlanmış duyguların içinde, birer müze eseri gibi
sessizce duruyorlardı.
Anladım ki, başka türlü hayata devam etmem mümkün değildi.
Önümde iki yol vardı: Ya onlar gibi olacaktım; çıkarcı, yalancı, kalpsiz... Ya
da onların yaptıklarını unutabilmek için, tüm bu temiz duyguları,
kirlenmesinler diye, kalbimin bu güvenli arşivinde saklayacaktım. Ben
ikincisini seçtim.
Ve şimdi... Şuan elimde kalan tek gerçek ne mi?
Koca bir yalnızlığım.
LAKİN...
Bu bir son değil. Bu bir bitiş hiç değil.
Bu, sadece enkazı kaldırmak için verilen bir mola.
DOĞRULURUM, YENİDEN AYAKLANIRIM.
O kuyulardan aldığım dersle, DAHA HIZLI KOŞARIM.
O ihanetlerden kazandığım tecrübeyle, BELKİ DE DAHA ÇOK
YÜKSELİR, ZİRVEYE ULAŞIRIM.
AMA BİLİRİM Kİ,
O raflara kaldırdığım, o tozlanmaya bıraktığım
KAYBETTİKLERİM;
Bundan sonra, ÖMRÜMCE HAYATIMDA OLMAYACAKLARDIR!
Bu, benim yeminimdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder