23 Nisan 2017 Pazar

KABE'NİN EŞİĞİNE

 

 

   ARŞA DEĞEN SESSİZLİK: BİR ÇINARIN GÖLGESİNDEN KABE’NİN EŞİĞİNE

Hayatın bir kıssası olmalı derdi babam; lafı yormayan, ruhu yormayan, özü olduğu gibi ortaya koyan bir özet... O koca çınar, bana dünyadaki en ağır yükün yalan, en büyük hafifliğin ise "korkusuzluk" olduğunu öğretti. "Kızım," derdi o vakur sesiyle, "Kimseden korkma! Bu ben bile olsam... Sadece seni Yaradan’dan kork." Bu sözler, ruhuma kazınmış bir mühür gibiydi; beni hem kimsesizliğimden kurtardı hem de dünyanın karşısında dimdik tuttu.

İki buçuk yıl evvel, gölgem sandığım o koca çınar devrildiğinde, içimde bir gökyüzü çöktü sanki. İlk kırk gün, zamanın durduğu, nefesimin boğazımda düğümlendiği o uçurumun kenarındaydım. Kahroldum, kayboldum... Tam kendimi o boşluğa bırakacakken, babamın sesi ruhumun derinliklerinden bir rüzgâr gibi esti: "Kaderin sahibine itimat et, asla isyan etme!"

O an silkelendim. Ya o keder bataklığında nefessiz kalacaktım ya da babamın kızı olup o zorlukların içinden bir kutup yıldızı gibi parlayacaktım.

Anladım ki; maneviyatın gücü olmadan yürümek, ruhsuz bir beden gibi sürüklenmekmiş. Ruhuma bir kıyam, kalbime bir şifa lazımdı. Adresi Arş’a yazılmış bir davetin peşine düştüm: "Allah’ın evine gitmeliyim!" dedim. Herkes "merak" sandı, bense buna "yeniden doğuş" dedim. Üç ay boyunca engellerle boğuştum, kapılar kapandı sanıldı ama ben o kapıların sadece tevekkülle açılacağını biliyordum.

Ve ulaştım... Mekke ve Medine’nin o mukaddes toprağına ayak bastığımda, kalbimin yerinden sökülüp Zemzem’le yıkandığını hissettim. Yılların acısı, gözyaşlarımın seliyle o mübarek toprağa aktı. Dünyanın Cenneti’nde, binlerce şükürle kendimi buldum. Meğer bunca zaman çektiğim o sızılar, beni bu muazzam vuslata hazırlayan birer imtihanmış.

Şimdi bu huzuru hangi lisan anlatabilir? Hangi kalem, ruhun o ilahi nurla yıkanışını kağıda dökebilir? İmkânsız... İmkânsızdır o kutsal iklimde eriyen nefsi tarif etmek. İmkânsızdır bir ömrü feda edip de karşılığında ulaşılan o sonsuz maneviyatı kelimelere sığdırmak.

Anladım ki; asıl güç kula değil, sadece O’na dayanmaktaymış. Ve asıl miras; babadan kalan o sarsılmaz imanın, seni en sonunda Yaradan’ın huzuruna bir çocuk saflığıyla taşımasıymış.

Gecenin gecesinde, ruhumdan kaleme düşen son ve ebedi hakikat budur.

Hiç yorum yok:

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...