15 Haziran 2017 Perşembe

SAVAŞ

Sessizliğin Mahkemesi

Nedir bu sağır edici gürültü?
Bu anlamsız, bu kör dövüşü?
Ve o en dipsiz soru: Neden?

Bir avuç çıkar uğruna icat edilen sahte sebeplerle,
Paylaşılamayan bir avuç toprağın kibriyle,
Ve o zehirli şifayla: Üstünlük.
Sözde üstünlük, hakta üstünlük, coğrafyada üstünlük...

Yetmedi.

Şimdi de zulümde üstünlük yarışı.
Dört bir yanım kan revan içinde bir coğrafya.
Ve diyorlar ki, "Savaş, bir çözümdür."
Oysa yükselen tek şey, mazlumların göğü yaran çığlıkları.

Sonra...

Korkunç bir sessizlik. Evreni yutan bir hiçlik.
Tek bir ses, tek bir tık yok.
"Bana dokunmayan yılan..." diye fısıldayan milyonlar korosu.
Görmeyen gözleri, duymayan kulaklarıyla bağırıyorlar: "Benim başıma gelmez!"
Ama gelecek. O gün gelecek.
Ve o gün hesap bir bir sorulacak.

Sadece zalimden değil,

O mazlumun ahı, bakmakla yükümlü olduğum ama kaçırdığım gözlerimden,
Üzerine mühür vurduğum kalbimden,
Ve en çok da...


O suç ortağı, o korkak, o sağır SESSİZLİĞİMDEN sorulacak.


Hiç yorum yok:

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...