8 Ocak 2009 Perşembe

Filistin'in Ağıtı

                       Filistin'in Ağıtı

 

 

Yazıklar olsun ki bana! Gözlerimin önünde, tarihin en acımasız sahnesi oynanırken, ben sadece bir gölge, bir taş kesilmiş seyirciyim. Canlarımız, o masum evlatlarımız, o mübarek annelerimiz ve babalarımız, bacılarımız ve kardeşlerimiz... Onlara reva görülen bu katliam karşısında, benim gibi zavallı bir kulun tek eylemi, sessizliğin zindanına hapsolmak oluyor. Bu ilgisizliğim, bu ruhsuz suskunluğum için kendime yönelteceğim her söz, kalbime saplanan bir hançerdir. Gazete ve haberlerdeki o kanlı kareleri izleyip, içten içe dökülen birkaç damla yaşın ötesine geçememek, ne büyük bir gaflet uçurumu!

Sustuk... ve bu suskunluk, ruhumuzu çürüten bir zehir oldu. "Bize dokunmaz" diye kurduğumuz o nefsani duvarlar, bizi İnanç Birliği'nin sıcaklığından ayırdı. Bizler aynı bedenin azaları değil miyiz? Aynı canı taşımıyor muyuz?

Yazıklar olsun ki bana! Filistin'de toprağa düşen her bir fidanı, kendi ciğerimden kopmuş bir parça gibi hissetmediğim için.

Sahi, kalbimizde vicdan denilen o ilahi fenerin ışığı söndü mü? O kahrolası zalim kavmin yaptıklarını, ruhumuzda en ufak bir isyan ateşi yakmadan izleyerek, onlardan ne farkımız kaldı? Her akşam, o sıcak yuvamın kapısından girerken duyduğum sahte rahatlık, sadece kendi nefsimi okşamanın bir bedelidir. Bu nefis ki, aşağılanacak en büyük kötülüğü hak eden bir puttur ve bu hoşnutluk, ruhlarımızın ölüm fermanıdır.

Ya o ateş topu, benim yuvama düşseydi? O zaman mı uyanacaktık? Evimize yağmur gibi yağan o ölüm tohumları karşısında, feryadımızın göğe ulaşacağını düşünmek dahi bir aldanış. Benim iğrenç nefsim, "Yılan bin yıl yaşasın, yeter ki beni sokmasın" diye fısıldayan bir şeytanın sesi.

 

İSYAN ETMİYORUM! KENDİMİ KINIYORUM.

Allah şahidimdir ki, bu zulüm benim kapıma gelseydi, o zalimlere karşı değil sadece, tüm dünyanın gafletine karşı durur, canımın son damlasına kadar Hakk'ın sancağını yükseltmek için bu fani ömrü tüketirdim.

İşte o acı gerçek! Benim iğrenç nefsim, adaletten bu denli yoksun ve çaresiz. Oysa İslam, tek bir ümmetin, tek bir vücudun ifadesidir. Bu bütünlük ki, nerede olursa olsun yapılan zulmün karşısında, en azından gözyaşlarıyla bir nehir olmayı emreder.

Zavallı ben, bu dünyanın geçici meşgalesi karşısında kendime bir hayat kurarken, Ahiretin bize vaat ettiği ebedi saadetten mahrum kalıyorum. Nefsimde akıl, kalbimde feraset kalmamış. Geçici bir gölgelik olan bu hayatı, ölümsüzlüğün yurdu olan Mahşer'e tercih ediyorum.

Filistin'de evlatlarımız, gözümüzün nuru hunharca şehit ediliyor. Onlar bizim canımız, bizim geleceğimiz. Onların sadece canlarını değil; evlerini, hatıralarını, köklerini ve gelecek nesillerini de yok ediyorlar.

Bu bizim canımız, bu bizim yurdumuz. Bize uzak değil. Bu, bizim evimizin dışında değil; ruhumuzun tam ortasında cereyan ediyor. Gözlerimiz görüyor da, kalbimiz mi körleşti? Hafızamızı mı yitirdik? Neden bu acıyı idrak etmekte bu kadar güçlük çekiyoruz?

Market raflarında, elimi uzattığım her şey, BOYKOT çağrısına rağmen o zalimlerin kanlı ellerine aitmiş. Ben suçluyum, ama bizi bu gaflete sürükleyenlere söylenecek söz dahi bulamıyorum. Benliğimizde bütünlüğümüzü katlettiler ve bizler hala o katliamın sessiz tanıklarıyız.

UTANIYORUM KENDİMDEN.

Benim evlatlarım yok oluyor, benim anne ve babalarım, kardeşlerim ve bacılarım yok oluyor. Ben hala işten eve giderken sıcak yatağımda uykuya bürünerek, Vicdansızlığıma ve Acizliğime...

YAZIKLAR OLSUN DİYORUM!

Allah için birleşip, o zalim kavmin kökünü kurutalım. Bizi yok ettiği gibi...

Bu acı ve hüzünle, ruhumun feryadını ifade ederim.


Hiç yorum yok:

Gazze

  Gazze !   Hakikate Son Adım   Yıkılan sadece küçük bir ev midir? Duvarları yerle bir olan, yalnızca bir insana ait yaşam alanı mıdır? Yana...